Bir logoya baktığınızda ne gördüğünüzü sorarsanız, çoğu insan biçimi tarif eder. Yuvarlak, keskin, mavi, sade. Sorunun doğru hali bu değil. Doğru soru, o logonun size ne yaptığıdır.

Çünkü bazı logolar bakılan şeydir. Bazıları ise bakan şey.

On dört yıldır marka kimliği üzerine çalışıyorum ve bu ayrımın, bir markanın algısını renk ya da tipografi seçiminden daha fazla belirlediğini defalarca gördüm. Aşağıdaki metin teorik bir tartışma değil, teşhis çalışmalarında karşılaştığım somut bir örüntünün anlatımı.

İnsan gözü, bakışı diğer her şeyden önce arar

İnsan görme sistemi, bir yüzü ya da göze benzeyen bir formu diğer tüm biçimlerden önce işler. Bu bir tercih değil, bir refleks. Bebekler nesneleri ayırt edemeden önce yüz benzeri şekillere yönelir. Yetişkinlikte de değişmez: bir kalabalıkta size bakan tek kişiyi, bakmayan yüz kişiden önce fark edersiniz.

Aynı refleks tasarımda da çalışır. Bir logoda göze benzeyen bir form varsa, izleyen kişi onu bilinçli olarak “göz” diye adlandırmasa bile, bakıldığını hisseder.

Ve bakılmak nötr bir duygu değildir. Tasarım kararının kritik noktası da burasıdır: bakılmak, bağlama göre iki zıt sonuç üretir.

Aynı form, iki farklı sonuç

Bakışın teminat olduğu yer

Bir güvenlik ya da denetim firması düşünün. Sattığı şey gözetim ve kontrol. Müşterisi ona “benim adıma izle” diyor. Bu markanın kimliğinde bakan bir form varsa, marka vaadini birebir görselleştirmiş olur. Bakış burada tehdit değil, teminattır.

Bakışın rahatsızlık olduğu yer

Şimdi aynı formu bir kafede düşünün. Girdiğiniz mekanın logosu size bakıyor. Kimse bunu fark ettiğini söylemez, ama içeride kalma süresi kısalır ve insanlar duvara dönük oturmayı tercih eder. Çünkü rahatlamak, izlenmediğini hissetmeyi gerektirir.

Form aynı. Sonuç zıt. Fark eden tek şey, markanın ne satmaya çalıştığı.

Bakış yönü de bir karardır

Bakışın varlığı kadar yönü de anlam üretir. Dört temel yön, dört farklı okuma kurar.

Bakış yönüİzleyende ürettiği okuma
Doğrudan izleyeneOtorite ve yüzleşme. Mesafe bırakmaz, kaçınılmazdır. Kurumsal ve otoriter konumlarda güçlü çalışır.
Yanaİzleyeni serbest bırakır ve dikkati kendi baktığı yöne taşır. Markalar bu yüzden yan bakışla ürünü ya da geleceği işaret eder.
YukarıHedef, ideal, yükseliş. İddialı konumlarda tercih edilir.
AşağıNadiren kullanılır. Teslimiyet ve yorgunluk okutur.

Bu kararların hiçbiri estetik değildir. Hepsi, izleyende hangi tepkinin uyanacağına dair bir tercihtir.

Bir marka, kendi niyetini logosunda unutabilir

Yürüttüğüm bir marka kimliği teşhisinde şu durumla karşılaştım.

Kurumsal hizmet veren bir marka, yıllar önce tasarlanmış logosunu kullanmaya devam ediyordu. Logoda bakan bir form vardı ve bu form markanın işini birebir anlatıyordu: müşteri adına takip etmek, gözetmek, süreci izlemek. Tasarımın özgün niyeti de tam olarak buydu.

Ama marka bu niyeti bilmiyordu. Logo bir görsel varlık olarak devralınmış, taşıdığı anlam ise kurum içinde unutulmuştu. Marka kendini anlatırken hızdan ve güvenilirlikten söz ediyordu. Logosu ise bambaşka ve çok daha güçlü bir şey söylüyordu.

Müşteriler bu anlamı okuyordu. Marka okumuyordu.

Bu, marka çalışmalarında sanıldığından sık görülen bir durum. Bir kimlik, sahibinin farkında olmadığı bir vaat taşıyabilir. Bazen bu vaat markanın lehinedir ve tek yapılması gereken onu fark edip yükseltmektir. Bazen de tersi olur ve marka, söylediğiyle gösterdiği arasında sıkışır.

Teşhis, tasarımdan önce gelir

Bu yüzden bir marka çalışmasına yeni bir logo çizerek başlamak çoğu zaman yanlıştır. Önce mevcut kimliğin ne söylediğini okumak gerekir. Nasıl çalıştığımı anlatan sayfada bu aşamanın tamamı yazılı.

Teşhis aşamasında sorduğum sorular basit, ama sonuçları belirleyici:

  • Bu formda bakan bir öğe var mı?
  • Varsa nereye bakıyor?
  • Bu bakış, markanın satmaya çalıştığı şeyle uyumlu mu?
  • Marka bu anlamı bilerek mi taşıyor?

Cevaplar bazen yeni bir tasarıma gerek olmadığını gösterir. Bazen de değiştirilmesi gereken şeyin logo değil, markanın kendini anlatma biçimi olduğunu. Luculus çalışmasında verilen karar tam olarak buydu.

Sık sorulan sorular

Logo psikolojisi nedir?

Logo psikolojisi, bir logonun biçim, renk, yön ve oran tercihlerinin izleyende hangi bilinçdışı tepkiyi ürettiğini inceleyen alandır. Bir logo beğenilmeden önce hissedilir ve bu his, marka hakkındaki karardan önce oluşur.

Logodaki bakış yönü gerçekten fark ediliyor mu?

Bilinçli olarak nadiren fark edilir. Ama insan görme sistemi göze benzeyen formları refleks olarak işler, dolayısıyla tepki adlandırılmadan oluşur. Fark edilmemesi etkisiz olduğu anlamına gelmez.

Her markanın logosunda bakan bir form olmalı mı?

Hayır. Bakan form yalnızca markanın vaadi gözetim, takip, denetim ya da farkındalıkla ilgiliyse işe yarar. Rahatlama ve mahremiyet satan bir markada aynı form ters çalışır.

Logomu değiştirmem gerektiğini nasıl anlarım?

Logonun eskimiş görünmesi tek başına yeterli bir gerekçe değil. Belirleyici soru, logonun söylediği ile markanın söylediğinin aynı olup olmadığıdır. İkisi ayrışıyorsa sorun görsel değil, stratejiktir.


Bir logonun bakış yönü küçük bir detay gibi görünür. Öyle değildir. Bir markanın izleyende ne uyandıracağına dair en erken ve en sessiz karardır.

Ve sessiz kararlar, en yüksek sesle konuşanlardır.

Leave a Reply